Bağımlılık riskini arttıran çevresel etmenler nelerdir?

Bağımlılık > Bağımlılık riskini arttıran çevresel etmenler nelerdir?

Bağımlılık riskini arttıran etmenler

  • Ev ve aile :

Ev ve aile, çocuğun gelişiminde çok önemli bir rol oynar. Çocukların aile içindeki ilk ilişkileri, daha sonra sağlıklı gelişmeleri ve madde kullanımı riskini belirleyen en önemli etmendir. Anne-babada madde kullanımı olması, suça karışmış olmaları çocuklarında madde kullanım riskini artırmaktadır. Çok çocukluluk, evde karmaşık bir aile yaşantısının olması, ev içi şiddet olması da gencin alkol ve madde kullanım ihtimalini artırmaktadır.

  • Akran ve okul:

Ergenlik döneminde arkadaşlar çok önemlidir. Alkol ve madde kullanan arkadaşlar, kişinin ilk alkol ve madde kullanımında etkili olmaktadır. Okul başarısızlığı ve sosyal beceri yokluğu genci daha da fazla risk altına sokmaktadır. Okul başarısızlığı ve sosyal beceri yokluğu gencin başa çıkmakta zorlandığı akademik arenadan uzaklaşmasına yol açmakta; bu, öğretmenler ve idare tarafından pekiştirilebilmektedir. Bu öğrenciler önce arka sıralara oturtulmakta, hatta okulla sorunu olan, başarı oranı düşük öğrenciler ayrı bir sınıfta toplanabilmektedir. Böylece risk altındaki gençler, risk altındaki akranlar ile biraya getirilmektedir.

Bağımlılığı etkileyen diğer etmenler

• Erken kullanım :
Alkol ve madde kullanımı hangi yaşta olursa olsun bağımlılığa yol açmaktadır. Ancak ne kadar erken yaşta madde kullanılırsa, bağımlılık gelişmesi olasılığı da o derecede yüksek olmaktadır. Gelişmekte olan bir beyne zarar verici etkisi çok daha fazla olabilmektedir.

• Kullanım yolu :
Uyuşturucu/uyarıcı maddeler çeşitli yollarla kullanılırlar. Sigara şeklinde içmek, damar yoluyla kullanmak, solunum yoluyla almak, hap formunda olan bir maddeyi ağız yoluyla kullanmak veya bazı maddeleri ağızda eriterek ağız mukozasından emilmesi yoluyla kullanmak şeklinde olabilir. Bir maddeyi sigara gibi içmek veya damar içine zerk etmek bağımlılık potansiyelini artırmaktadır. Madde kullanılmasının ardından, kullanılan yolla ilişkili olarak değişen sürelerde madde beyne ulaşmakta ve bu da kuvvetli bir haz doğmasına yol açmaktadır. Bu şiddetli, yoğun “yüksek” olma duygusu birkaç dakika içinde ortadan kaybolabilir, madde kullanan kişilerin giderek “düşme” olarak adlandırdıkları, kötü hissetme durumuna geçer. Kişiler bu “yüksek” olma duygusuna tekrar ulaşabilmek için tekrar tekrar madde kullanırlar.
Maddenin beyne ulaşma süresi kullanım yoluna göre değişir ve etkinin hızlı başlaması bağımlılık gelişmesi olasılığını artırmaktadır. Solunum yoluyla ve damar yoluyla kullanımda madde beyne birkaç saniye içinde ulaşmaktadır.

İlaç olarak kullanılan bağımlılık yapan maddeler

İlaçların doktor tavsiyesi dışında, tedavi amaçlı kullanılmaması ile kötüye kullanım ortaya çıkmaktadır. İlaçların anne-babalar tarafından da nasıl kullanıldığı çocuklarına örnek oluşturmaktadır. İlaçların amaçları dışında ve doktor kontrolü olmadan kullanılması kesinlikle kaçınılması gereken bir durumdur.
İlaç olarak kullanılan ancak kontrol dışı ve uygunsuz kullanıldıklarında bağımlılık yapan ilaçlar şunlardır: yeşil ve kırmızı reçete ile satılan Diazem, Nervium, Xanax, Tranxilene, Ativan, Rivotril, Akineton. Lomotil, kodeinli öksürük şurupları, bazı kilo verdirme hapları, doping içeren haplar da kötüye kullanılabilmekte ve bağımlılık yapabilmektedir.

Rohypnol gibi bazı haplar ise, Türkiye’de yasal olarak satılmamaktadır. Ancak bağımlılık yapma olasılığı çok yüksektir. Aynı zamanda kişinin kendini denetlemesini etkileyerek ciddi davranım değişiklikleri ve bozulmalarına yol açmaktadır.